HULEFA-İ RAŞİDİN DÖNEMİ 1. Hz. Ebu Bekir ve Halifelik Dönemi 1.1. Hz. Ebu Bekir’in Halifelik Öncesi Hayatı Hz. Ebû Bekir (r.a.), tam adı Abdullah b. Osman b. Âmir b. Amr b. Ka‘b b. Sa‘d b. Teym olan, Kureyş kabilesinin Teym oğulları koluna mensup bir şahsiyettir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, Hz. Peygamber’den yaklaşık iki yıl altı ay sonra doğduğu kabul edilir (yaklaşık M. 573). Lakabı: İslam’dan önce de dürüstlüğü ve sadakatiyle bilindiğinden “es-Sıddîk” lakabıyla anılmış, bu lakap Hz. Peygamber’in İsra ve Mirac hadisesini tasdik edişiyle perçinlenmiştir (Buhârî, Şehâdât, 9). Fiziksel ve karakter özellikleri: Beyaz tenli, ince yapılı, yumuşak huylu, fakat hak hususunda tavizsizdir. Mesleği: Tüccar olarak hem Mekke hem de çevre bölgelerde ticaret yapmış, dürüstlüğü sayesinde toplum...
BAKARA SURESİ 100 VE 101. AYETLER 100. Ayet: "Ne zaman bir sözleşme yapsalar, içlerinden bir topluluk, onu bozacak mı? Aslında onların çoğu inanmaz. 101. Ayet: Ve kendilerine, Allah katından, yanlarındakini doğrulayıcı bir elçi geldiğinde, Kitap verilenlerden bir topluluk, bilmiyorlarmış gibi Allah'ın kitabına sırt çevirdiler." Bugünkü meal çalışmamda karşıma çıkan bu iki ayet, beni uzun uzun düşündürdü. Bir topluluk düşünün: Allah’la defalarca ahitleşmiş, vahiy almış, peygamberler göndermiş… Ama buna rağmen ahitlerini bozuyor, gelen elçiyi tanıdığı hâlde inkâr ediyor, hatta kendi kutsal kitaplarını bile arkalarına atıyorlar. İlk başta bu ayetlerin sadece tarihsel bir uyarı olduğunu düşünebiliriz. Ama ya değilse? Ya Kur’an bu örneği sadece Yahudiler için değil de, her çağda ilahî mesaja karşı kayıtsız kalanlar için veriyorsa? Ya “Allah’ın Kitabı’nı arkaya atmak” sadece Tevrat’a değil, bizim bugünkü Kur’an’la olan ilişkimize de bir gönderme ise? Aşağıda, hem bu ayetler ...