Ana içeriğe atla

İSLAM HUKUKUNA GİRİŞ

 


İSLAM HUKUKUNUN MAHİYETİ VE TEMEL ÖZELLİKLERİ

  • Toplumsal düzen kuralları din, ahlak, örf-adet ve görgü kuralları şeklinde sınıflandıırlır
  • İslam'da bireysel ve toplumsal yaşamla ilgili düzenleyici kurallar bütününe fıkıh terimi denir.
Hukukun işlevleri:
  • Toplumsal Düzeni Sağlama
  • Gereksinimleri Karşılama
  • Adaleti Gerçekleştirme 
FIKIH KAVRAMI
  • f-k-h kökünden gelmektedir
  • Firâset (sezgi-öngörü) ve dirayet (bilgiyi kuşatma) kavramları fıkıh içerisinde yer alır
  • Fıkıh ilm-i şâhid'den ilm-i ğâibe ulaşmaktır. (Fıkıh, bilinenden bilinmeyene ulaşmaktır) 
FIKIH KAVRAMININ TARİHSEL GELİŞİMİ
  • Hadislerde hem zihinsel çaba ile elde edilen bilgi hem de haber ve öğrenmeye dayalı bilgi anlamındadır. 
  • İlk dönemde fıkıh ve ilim aynı anlamda kullanılmışken Hicri 1. asrın sonlarından itibaren ilim sözcüğü rivayeti ifade için kullanılmıştır.
Fıkhın, bilimsel bir disiplin hâline dönüşmeye başlaması, Ebû Hanîfe dönemine denk düşmektedir. Ebû Hanîfe'nin itikadi konuları ele alan eseri el-Fıkhu'l ekber adlı eseri kavramlaşma sürecinin bir aşamasını gösterir. 
  • Ebû Hanide'nin "fıkhu'l ebsat" adlı eserinde "dinde fıkıh ahkamda fıkıhtan üstündür" demesi fıkhın bağımsız bir disiplin olarak ortaya çıkmaya başladığını göstermektedir. 
  • Burada dinde tefakkuh itikadi meselelerde ahkâmda fıkıh ise ameli meselelerde kavrayışı anlatmaktadır.
  • Son aşamada fıkıh kavramı, itikadi alanının dışarıda bırakılmasıyla, amelî hükümlerle sınırlı bir çerçeve kazanmıştır. 
FIKHIN TERİM ANLAMI
  • Şer'î ameli hükümleri tafsilî delillere dayalı bilmektir.
  • Tafsilî delil, her davranışla ilgili hükmün dayandığı özel delildir. 
  • Fıkıh, şer'i ameli hükümler bütünüdür
  • Şer'i ameli hükümler: ibadât, muâmelât ve ukûbâttır.
Fıkıh ve Şeriat İlişkisi:
  • Şeriat genelde İslam düşüncesinin özelde de İslam hukuk teorisinin üzerine kurulduğu merkezî bir kavramdır
  • Şeriat ilahi irade tarafından öngörülen dini hükümler bütünüdür
  • Dar anlam da şeriat, yalnızca peygamberden peygambere değişime açık hükümler bütünüdür.
NOT:
  • Bir bütün olarak nass yoluyla bildirilen hükümler ki bunlara şer'i münezzel denir.
  • Şer'i müeavvel ise şeriatın içtihatla elde dilen kısmıdır 
İSLAM HUKUKU KAVRAMI
Fıkıh ve Hukuk: İslam Hukuku
  • Fıkıh, şer'i hükümleri bilmektir 
  • Fıkhın düzenleme alanı kişilerin kendilerine dönük davranışları ve bir münasebet teşkil eden davranışları şeklinde ikiye ayrılır
  • Kişilerin kendilerine dönük davranışlarını düzenleyen hükümler subjektif ahlak kurallarını içermektedir. 
  • Sırf vecibe yükleyen ve hak talebine imkan vermeyen beşeri ilişkileri düzenleyen kurallar objektif ahlak kurallarıdır.
İslam Hukukunun Cahiliye Hukuku İle İlişkisi
Cahiliye hukuku, İslam'ın gelmesine kadar Arap toplumunda geçerli olan hukuk kuralları için tabiri kullanılmıştır. Cahiliye dönemi hukuku örf adet niteliğinde bir hukuktu. 
İslam cahiliye hukukuna yönelik üç temel tutum benimsemiştir:,
  • İbka: İslam'ın ilkelerine tamamen uyumlu olan hususların alınması
  • İslâh: Bazı kural ve kurumların düzeltilerek kabul edilmesi
  • İlgâ: Bazı kural ve kurumların tamamen yürürlükten kaldırılması
İSLAM HUKUKUNUN TEMEL ÖZELLİKLERİ
  • İlahi iradeye dayalı olması
  • Yaptırımının ikili karakterde (dünya ve ahiret) olması
  • Bilimsel doktrin niteliğinde oluşmuş olması
  • Meselci (kazuistik) bir yöntemle oluşturulması






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İZHAR

İZHAR: 1-TANIMI:     Sözlükte, “ ortaya çıkarmak, açıklamak ” anlamlarına gelmektedir.     Istılahi manası, “ Tenvin veya sakin nundan sonra ا – ح – خ – ع – غ – ه harflerinden birisinin gelmesiyle oluşan tecvittir. ” İzharın Arapça manası ise: اَلإِظْهَارُ: هُوَ الْاِنْفِصَالُ تَبَاعُدًا بَيْنَ الْحَرْفَيْنِ İzhar: İki harfin arasını birbirinden uzaklaştırarak ayırmak (birbirine katmadan açıkça okumak) demektir . ÖRNEK: لِمَنْ خَشِىَ (Burada Sakin nundan sonra izhar harflerinden olan خ harfi gelmesiyle izhar gerçekleşmiştir.) Not: İzhar harflerinin tekerlemesi; الَّله    -    حَىٌّ    -    خَالِقٌ    -    عَدلٌ    -    غَنِىٌّ    -    هَادٍ ا     -     ح        -     خ   ...

İHFA

İHFA 1-TANIMI:     İhfanın sözlük anlamı “ Bir şeyi gizlemek, örtmek ” demektir. Terim anlamı ise , “ Tenvin veya sakin nundan sonra ت – ث – ج – د – ذ – ز – س – ش – ص – ض – ط – ظ – ف – ق – ك harflerinden birisinin gelmesiyle meydana gelen tecvittir. ”     İhfanın Arapça tanımı; الأِخْفاَء: حَالَةٌ بَيْنَ الْاِظْهَارِ وَالْاِدْغَامِ عَارِيَةٌ عَنِ التَّشْدِيدِ مَعَ بَقَاءِ الْغُنَّ “İhfa: Gunneyi belirtmek suretiyle, şeddeden uzak idğam   ile  izhar arasında bir okuyuş şeklidir.”       ÖRNEK: عَنْ صَلَاتِهِم          (Burada Sakin nundan sonra ihfa harflerinden olan ص harfinin gelmesiyle ihfa meydana gelmiştir.) 2-İHFANIN ÇEŞİTLERİ:    İhfa, “ Harfte oluşan ihfa ” ve “ Harekede oluşan ihfa (İhtilas) ” olarak ikiye ayrılmaktadır.    Harfte oluşan ihfa kendi içerisinde üçe ayrılmaktadır: 2.1. HARFTE OLUŞAN İHFA : 2.1.1.İHFA-İ LİSANİ (D...

MAHREÇLER

MAHREÇLER 1.MAHRECİN TARİFİ     Mahrec (اَلْمَخْرَجُ) sözlükte, çıkış yeri anlamında kullanılmaktadır.  Tecvid ilminde, harfin çıktığı yere mahreç denir.     Mahreclerin sayısı üzerinde ihtilaf edilmiştir. Ferra (207/822) ve  İbn Keysan (299/912) gibi bazı alimler 14; Sibeveyh (180/796), Ebu Amr ed-Dani (444/1053) ve Ca’beri (732/1332) gibi bazı alimler 16; Halil b. Ahmed (170/786) ve İbnü’l-Cezeri (833/1429) gibi bazı alimler de 17 olduğunu söylemişlerdir.     Mahreclerdeki sayı farklılığı, kimi bilginlerin cevf’i mahreç bölgesi olarak görmemelerinden ve (ن – ل – ر) harfleri için tek mahreç kabul etmelerinden kaynaklanmaktadır. 2. MAHRECİN KISIMLARI   2.1- MAHREC-İ MUHAKKAK:    Harfin sesi, mahreç bölgelerinden birisine temas ederek çıkıyorsa bu yere, mahreç-i muhakkak denir. Hece harfleri n in tamamının mahreci böyledir.   2.2- MAHREC-İ MUKADDER:    Harfin sesi, belirli bir ...

HARFLER

HARFLER 1.HARFİN TARİFİ:     “Harf” ( اَلْحَرْفُ ) sözlükte; “ taraf, bir şeyin ucu ve kenarı ” demektir. Çoğulu “ huruf ” veya “ ahruf ” tur.      Tecvid ıstılahında, “harf, bir mahrece dayanarak çıkan sese” denir. Nefesin, irade ve istek ile, ses tellerine çarparak çıkmasına “ses” denir. Eğer bu ses, mahreçlerden birine dokunup çıkarsa, buna da “harf” denir.       Kur’an harflerinin tamamı sessizdir. Bu harfleri seslendiren ve dilimizdeki sesli harflerin yerini tutan işaretlere de “hareke” denir. Hareke, hareket, kımıldamak anlamındadır; sükunun zıddıdır . Harekesi bulunan harfe müteharrik , harekesi bulunmayan harfe de sakin denir.   2.HARFLERİN KISIMLARI:   2.1.ASLİ HARFLER ( اَلْحُرُوفُ الْاَصْلِيَّةُ ) :    Bunlar, bilinen 29 hece harfleri dir. ا  ب  ت  ث  ج  ح  خ  د  ذ  ر  ز  س  ش  ص  ض  ط...

LAHN (OKUYUŞ HATALARI)

LAHN 1.LAHN’IN TANIMI:    Lügat anlamı, “ hata etmek, doğrudan sapmak ” anlamına gelmektedir.    Istılah manası ise “ Lahn, Kur’an-ı Kerim’i okurken harflerin sıfatlarında, harekelerinde, sükunlarında ve tecvid kaidelerinin uygulanmasında yapılan hatalara ” denir. 2. LAHN’IN ÇEŞİTLERİ:    Lahn’ın celi ve hafi olmak üzere iki çeşidi vardır. 2.1. LAHN-I CELİ:     “ Açık / Fahişe hata ” demektir. Harflerin mahreçlerinde lazımi sıfatlarında, harekelerinde ve sükunlarında yapılan hatalardır.   Kur’an’ı düzgün okuyanların anlayabilecekleri hatalardır.     a- Mahreç ve Sıfat konusunda:   Ta ( ط ) harfini dal ( د ) okumak gibi.     b- Hareke konusunda:   اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ    ayetindeki te ( ت ) harfini zammeli olarak okumak gibi.     c- Sükunlar konusunda: وَلاَ حَرَّمْنَا  ‘yı وَلاَ حَرَّمَنَا  şeklinde okumak gibi.     Veya harf zi...

HZ. ADEM

  HZ.ADEM 1. Peygamberin Kimliği ve Tarihî Konumu   Hz. Âdem (a.s.), İslam inancına göre yeryüzüne gönderilmiş ilk insan ve ilk peygamberdir. Onun şahsında, insanın yaratılışı, ilahi emanet taşıyıcılığı ve dünya hayatındaki misyonu somut bir şekilde vücut bulmuştur. Kur’an-ı Kerim’de pek çok yerde, özellikle Bakara, A’râf, Tâhâ ve Sâd surelerinde, Hz. Âdem (a.s.)’ın yaratılışı, meleklerle olan ilişkisi, İblis’in ona düşmanlığı ve yeryüzüne inişi ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Bu anlatımlar, Hz. Âdem (a.s.)’ın yalnızca biyolojik bir başlangıç figürü olmadığını, aynı zamanda insanlık tarihinde ilahi hikmetin ve kulluk bilincinin ilk taşıyıcısı olduğunu göstermektedir.    Allah Teâlâ, Hz. Âdem (a.s.)’ı yaratmadan önce meleklerine, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” (Bakara, 2/30) buyurarak, insanın ilahi bir misyonla yaratıldığını bildirmiştir. Halife kavramı, insanın yeryüzünde Allah’ın emirlerini ve hükümlerini uygulamak, adaleti sağlamak ve yeryüzünü i...

HULEFA-İ RAŞİDİN DÖNEMİ

                                               HULEFA-İ RAŞİDİN DÖNEMİ 1. Hz. Ebu Bekir ve Halifelik Dönemi 1.1. Hz. Ebu Bekir’in Halifelik Öncesi Hayatı   Hz. Ebû Bekir (r.a.), tam adı Abdullah b. Osman b. Âmir b. Amr b. Ka‘b b. Sa‘d b. Teym olan, Kureyş kabilesinin Teym oğulları koluna mensup bir şahsiyettir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, Hz. Peygamber’den yaklaşık iki yıl altı ay sonra doğduğu kabul edilir (yaklaşık M. 573). Lakabı: İslam’dan önce de dürüstlüğü ve sadakatiyle bilindiğinden “es-Sıddîk” lakabıyla anılmış, bu lakap Hz. Peygamber’in İsra ve Mirac hadisesini tasdik edişiyle perçinlenmiştir (Buhârî, Şehâdât, 9). Fiziksel ve karakter özellikleri: Beyaz tenli, ince yapılı, yumuşak huylu, fakat hak hususunda tavizsizdir. Mesleği: Tüccar olarak hem Mekke hem de çevre bölgelerde ticaret yapmış, dürüstlüğü sayesinde toplum...