Ana içeriğe atla

TEFSİR USULÜNE GİRİŞ

 

                                     

TEFSİR USÛLÜNE GİRİŞ

1. TEFSİR KELİMESİNİN ANLAMI

1.1. Sözlük Anlamı

"Tefsîr" (التفسير) kelimesi Arapça "fessera" (فسّر) fiilinden türemiştir.

Sözlükte;

·  açıklamak

·  ortaya çıkarmak

·  kapalı olanı açmak

·  bir şeyi anlaşılır hâle getirmek

anlamlarına gelir.

Kelimenin kökü hakkında iki görüş vardır:

1.  Fesr (فسر): Örtülü olanı açığa çıkarmak.

2.  Sefr (سفر): Gizli olanı ortaya çıkarmak.

Her iki kök de "açıklama ve açıklığa kavuşturma" anlamında birleşir.

DHBT Notu

Tefsirin sözlük anlamı sorulursa "açıklamak, yorumlamak, açıklığa kavuşturmak" ifadeleri doğru cevaptır.
En güvenilir tefsir yöntemi, Kur'an'ın Kur'an ile tefsiridir.

1.2.Terim Anlamı

İslamî ilimler terminolojisinde tefsir;

Kur'an-ı Kerim'in lafızlarını, anlamlarını, hükümlerini, maksatlarını ve içerdiği ilahî mesajları mümkün olduğu ölçüde açıklayan ilimdir.

Başka bir ifadeyle:

Kur'an'ın ne dediğini, neyi kastettiğini ve nasıl anlaşılması gerektiğini ortaya koyan ilim dalıdır.

Tanımın Unsurları

Bu tanım dikkatlice incelendiğinde tefsirin şu yönleri ortaya çıkar:

·  Kur'an'ın lafzını açıklar.

·  Kelimelerin anlamlarını açıklar.

·  Ayetlerin iniş sebeplerini inceler.

·  Hükümleri ortaya koyar.

·  Ayetler arasındaki ilişkiyi açıklar.

·  Kur'an'ın maksadını anlamaya çalışır.

2. TEFSİR İLMİNİN KONUSU

Bir ilmin konusu, onun üzerinde çalıştığı alandır.

Tefsir ilminin konusu:

Kur'an-ı Kerim'dir.

Ancak Kur'an'ın her yönü değil;

özellikle;

·  anlamı

·  mesajı

·  hükümleri

·  üslubu

·  nüzul ortamı

·  ayetlerin birbirleriyle ilişkisi

incelenir.

3. TEFSİR İLMİNİN AMACI

Tefsirin temel amacı:

Kur'an'ın doğru anlaşılmasını sağlamaktır.

Bu genel amacın yanında şu hedefleri de vardır:

1. Allah'ın muradını anlamak

Kur'an'ın asıl amacı Allah'ın kullarına vermek istediği mesajı açıklamaktır.

2. Yanlış anlamaları önlemek

Kur'an herkes tarafından okunabilir.

Ancak her okuyan aynı sonucu çıkaramaz.

Tefsir ilmi yanlış yorumları engellemeye çalışır.

3. Hükümleri ortaya koymak

Namaz,oruç,zekât,nikâh,miras gibi konuların ayrıntıları tefsir sayesinde daha iyi anlaşılır.

4. Kur'an'ın hikmetlerini açıklamak

Bir ayetin neden o şekilde indiği,

hangi olay üzerine geldiği,

hangi hikmeti taşıdığı

tefsir sayesinde öğrenilir.

5. Müslümanların Kur'an ile bağını güçlendirmek

Kur'an sadece okunmak için değil,

anlaşılmak ve yaşanmak için indirilmiştir.

4. TEFSİR USÛLÜ NEDİR?

Burada çok önemli bir ayrım vardır.

Tefsir

Kur'an'ı açıklama faaliyetidir.

Yani uygulamanın kendisidir.

Tefsir Usûlü

Kur'an'ın nasıl tefsir edilmesi gerektiğini öğreten kurallar bütünüdür.

Başka bir ifadeyle:

Tefsirin metodolojisidir.

Örnek

Bir bina düşün.

Bina = Tefsir

Mimarlık kuralları = Tefsir Usûlü

Usûl bilinmeden yapılan yorumlar hatalı olabilir.

Bu yüzden müfessirler önce usûlü öğrenir.

5. TEFSİR USÛLÜNÜN KONUSU

Tefsir usûlü;

Kur'an'ın doğru anlaşılması için gerekli olan bütün yöntemleri inceler.

Bunlar arasında;

·  vahiy

·  nüzul

·  Mekkî-Medenî

·  Esbâb-ı Nüzûl

·  Muhkem-Müteşâbih

·  Nâsih-Mensûh

·  Kıraat

·  İ'râbü'l-Kur'an

·  Garîbü'l-Kur'an

·   Kur'an ilimleri

yer alır.

Dikkat edilirse bunların önemli bir kısmını Kur'an ilimleri bölümünde de görmüştük. Çünkü tefsir usûlü, bu ilimlerden yararlanır.

6. TEFSİR USÛLÜNÜN KAYNAKLARI

Bir müfessir ayeti açıklarken keyfî davranamaz.

Belirli kaynaklara dayanmalıdır.

6.1.Kur'an

Kur'an'ın en iyi açıklayıcısı yine Kur'an'dır.

Bir ayette kapalı olan anlam, başka bir ayette açıklanabilir.

Buna Kur'an'ın Kur'an ile tefsiri denir.

Örnek:

Fâtiha Suresi'nde geçen "kendilerine nimet verilenler" ifadesi, Nisâ Suresi 69. ayette açıklanır.

DHBT Notu

6.2. Sünnet

Hz. Peygamber, Kur'an'ı açıklamakla görevlendirilmiştir.

Kur'an'da genel bırakılan birçok hüküm sünnetle açıklanmıştır.

Örneğin:

Kur'an'da namaz emredilir; ancak rekât sayıları ve uygulama şekli sünnetle açıklanır.

6.3. Sahâbe

Sahâbe, vahyin iniş ortamına şahit olmuş, ayetlerin hangi olay üzerine indiğini bilen ilk nesildir.

Özellikle şu sahâbîler tefsirde öne çıkar:

·  Abdullah b. Abbas (Tercümânü'l-Kur'ân)

·  Abdullah b. Mes'ûd

·  Ubey b. Ka'b

·  Hz. Ali

6.4. Tâbiîn

Sahâbeden ilim alan nesildir.

Önde gelen tâbiîn müfessirleri:

·  Mücâhid

·  İkrime

·  Katâde

·  Hasan-ı Basrî

·  Saîd b. Cübeyr

6.5. Arap Dili

Kur'an Arapça indirilmiştir.

Bu nedenle;

·  sarf

·  nahiv

·  belâgat

·  şiir

iyi bilinmeden sağlam bir tefsir yapmak mümkün değildir.

7. TEFSİR USÛLÜNÜN ÖNEMİ

Usûl bilinmezse:

·  Ayetler yanlış anlaşılabilir.

·  Bağlam göz ardı edilebilir.

·  Çelişki varmış gibi yorumlar yapılabilir.

·  Kişisel görüşler din gibi sunulabilir.

Bu sebeple İslam âlimleri, tefsir yapacak kişinin önce usûlü öğrenmesini şart koşmuştur.

DHBT'DE SIK SORULANLAR

·  Tefsirin sözlük anlamı

·  Tefsirin terim anlamı

·  Tefsir ile tefsir usûlü arasındaki fark

·  Tefsirin amacı

·  En güvenilir tefsir yöntemi

·  Tercümânü'l-Kur'ân unvanı (Abdullah b. Abbas)

·  Tefsirin temel kaynakları

EZBER KUTUSU 🧠

📌 Tefsir = Kur'an'ı açıklama faaliyeti

📌 Tefsir Usûlü = Kur'an'ın nasıl tefsir edileceğini öğreten kurallar

📌 En güvenilir tefsir yöntemi = Kur'an'ın Kur'an ile tefsiri

📌 Tercümânü'l-Kur'ân = Abdullah b. Abbas

📌 Tefsirin temel kaynakları = Kur'an, Sünnet, Sahâbe, Tâbiîn, Arap dili

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İZHAR

İZHAR: 1-TANIMI:     Sözlükte, “ ortaya çıkarmak, açıklamak ” anlamlarına gelmektedir.     Istılahi manası, “ Tenvin veya sakin nundan sonra ا – ح – خ – ع – غ – ه harflerinden birisinin gelmesiyle oluşan tecvittir. ” İzharın Arapça manası ise: اَلإِظْهَارُ: هُوَ الْاِنْفِصَالُ تَبَاعُدًا بَيْنَ الْحَرْفَيْنِ İzhar: İki harfin arasını birbirinden uzaklaştırarak ayırmak (birbirine katmadan açıkça okumak) demektir . ÖRNEK: لِمَنْ خَشِىَ (Burada Sakin nundan sonra izhar harflerinden olan خ harfi gelmesiyle izhar gerçekleşmiştir.) Not: İzhar harflerinin tekerlemesi; الَّله    -    حَىٌّ    -    خَالِقٌ    -    عَدلٌ    -    غَنِىٌّ    -    هَادٍ ا     -     ح        -     خ   ...

İHFA

İHFA 1-TANIMI:     İhfanın sözlük anlamı “ Bir şeyi gizlemek, örtmek ” demektir. Terim anlamı ise , “ Tenvin veya sakin nundan sonra ت – ث – ج – د – ذ – ز – س – ش – ص – ض – ط – ظ – ف – ق – ك harflerinden birisinin gelmesiyle meydana gelen tecvittir. ”     İhfanın Arapça tanımı; الأِخْفاَء: حَالَةٌ بَيْنَ الْاِظْهَارِ وَالْاِدْغَامِ عَارِيَةٌ عَنِ التَّشْدِيدِ مَعَ بَقَاءِ الْغُنَّ “İhfa: Gunneyi belirtmek suretiyle, şeddeden uzak idğam   ile  izhar arasında bir okuyuş şeklidir.”       ÖRNEK: عَنْ صَلَاتِهِم          (Burada Sakin nundan sonra ihfa harflerinden olan ص harfinin gelmesiyle ihfa meydana gelmiştir.) 2-İHFANIN ÇEŞİTLERİ:    İhfa, “ Harfte oluşan ihfa ” ve “ Harekede oluşan ihfa (İhtilas) ” olarak ikiye ayrılmaktadır.    Harfte oluşan ihfa kendi içerisinde üçe ayrılmaktadır: 2.1. HARFTE OLUŞAN İHFA : 2.1.1.İHFA-İ LİSANİ (D...

MAHREÇLER

MAHREÇLER 1.MAHRECİN TARİFİ     Mahrec (اَلْمَخْرَجُ) sözlükte, çıkış yeri anlamında kullanılmaktadır.  Tecvid ilminde, harfin çıktığı yere mahreç denir.     Mahreclerin sayısı üzerinde ihtilaf edilmiştir. Ferra (207/822) ve  İbn Keysan (299/912) gibi bazı alimler 14; Sibeveyh (180/796), Ebu Amr ed-Dani (444/1053) ve Ca’beri (732/1332) gibi bazı alimler 16; Halil b. Ahmed (170/786) ve İbnü’l-Cezeri (833/1429) gibi bazı alimler de 17 olduğunu söylemişlerdir.     Mahreclerdeki sayı farklılığı, kimi bilginlerin cevf’i mahreç bölgesi olarak görmemelerinden ve (ن – ل – ر) harfleri için tek mahreç kabul etmelerinden kaynaklanmaktadır. 2. MAHRECİN KISIMLARI   2.1- MAHREC-İ MUHAKKAK:    Harfin sesi, mahreç bölgelerinden birisine temas ederek çıkıyorsa bu yere, mahreç-i muhakkak denir. Hece harfleri n in tamamının mahreci böyledir.   2.2- MAHREC-İ MUKADDER:    Harfin sesi, belirli bir ...

HARFLER

HARFLER 1.HARFİN TARİFİ:     “Harf” ( اَلْحَرْفُ ) sözlükte; “ taraf, bir şeyin ucu ve kenarı ” demektir. Çoğulu “ huruf ” veya “ ahruf ” tur.      Tecvid ıstılahında, “harf, bir mahrece dayanarak çıkan sese” denir. Nefesin, irade ve istek ile, ses tellerine çarparak çıkmasına “ses” denir. Eğer bu ses, mahreçlerden birine dokunup çıkarsa, buna da “harf” denir.       Kur’an harflerinin tamamı sessizdir. Bu harfleri seslendiren ve dilimizdeki sesli harflerin yerini tutan işaretlere de “hareke” denir. Hareke, hareket, kımıldamak anlamındadır; sükunun zıddıdır . Harekesi bulunan harfe müteharrik , harekesi bulunmayan harfe de sakin denir.   2.HARFLERİN KISIMLARI:   2.1.ASLİ HARFLER ( اَلْحُرُوفُ الْاَصْلِيَّةُ ) :    Bunlar, bilinen 29 hece harfleri dir. ا  ب  ت  ث  ج  ح  خ  د  ذ  ر  ز  س  ش  ص  ض  ط...

LAHN (OKUYUŞ HATALARI)

LAHN 1.LAHN’IN TANIMI:    Lügat anlamı, “ hata etmek, doğrudan sapmak ” anlamına gelmektedir.    Istılah manası ise “ Lahn, Kur’an-ı Kerim’i okurken harflerin sıfatlarında, harekelerinde, sükunlarında ve tecvid kaidelerinin uygulanmasında yapılan hatalara ” denir. 2. LAHN’IN ÇEŞİTLERİ:    Lahn’ın celi ve hafi olmak üzere iki çeşidi vardır. 2.1. LAHN-I CELİ:     “ Açık / Fahişe hata ” demektir. Harflerin mahreçlerinde lazımi sıfatlarında, harekelerinde ve sükunlarında yapılan hatalardır.   Kur’an’ı düzgün okuyanların anlayabilecekleri hatalardır.     a- Mahreç ve Sıfat konusunda:   Ta ( ط ) harfini dal ( د ) okumak gibi.     b- Hareke konusunda:   اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ    ayetindeki te ( ت ) harfini zammeli olarak okumak gibi.     c- Sükunlar konusunda: وَلاَ حَرَّمْنَا  ‘yı وَلاَ حَرَّمَنَا  şeklinde okumak gibi.     Veya harf zi...

HZ. ADEM

  HZ.ADEM 1. Peygamberin Kimliği ve Tarihî Konumu   Hz. Âdem (a.s.), İslam inancına göre yeryüzüne gönderilmiş ilk insan ve ilk peygamberdir. Onun şahsında, insanın yaratılışı, ilahi emanet taşıyıcılığı ve dünya hayatındaki misyonu somut bir şekilde vücut bulmuştur. Kur’an-ı Kerim’de pek çok yerde, özellikle Bakara, A’râf, Tâhâ ve Sâd surelerinde, Hz. Âdem (a.s.)’ın yaratılışı, meleklerle olan ilişkisi, İblis’in ona düşmanlığı ve yeryüzüne inişi ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Bu anlatımlar, Hz. Âdem (a.s.)’ın yalnızca biyolojik bir başlangıç figürü olmadığını, aynı zamanda insanlık tarihinde ilahi hikmetin ve kulluk bilincinin ilk taşıyıcısı olduğunu göstermektedir.    Allah Teâlâ, Hz. Âdem (a.s.)’ı yaratmadan önce meleklerine, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” (Bakara, 2/30) buyurarak, insanın ilahi bir misyonla yaratıldığını bildirmiştir. Halife kavramı, insanın yeryüzünde Allah’ın emirlerini ve hükümlerini uygulamak, adaleti sağlamak ve yeryüzünü i...

İSLAM HUKUKUNA GİRİŞ

  İSLAM HUKUKUNUN MAHİYETİ VE TEMEL ÖZELLİKLERİ Toplumsal düzen kuralları din, ahlak, örf-adet ve görgü kuralları şeklinde sınıflandıırlır İslam'da bireysel ve toplumsal yaşamla ilgili düzenleyici kurallar bütününe fıkıh terimi denir. Hukukun işlevleri: Toplumsal Düzeni Sağlama Gereksinimleri Karşılama Adaleti Gerçekleştirme  FIKIH KAVRAMI f-k-h kökünden gelmektedir Firâset (sezgi-öngörü) ve dirayet (bilgiyi kuşatma) kavramları fıkıh içerisinde yer alır Fıkıh ilm-i şâhid'den ilm-i ğâibe ulaşmaktır. (Fıkıh, bilinenden bilinmeyene ulaşmaktır)  FIKIH KAVRAMININ TARİHSEL GELİŞİMİ Hadislerde hem zihinsel çaba ile elde edilen bilgi hem de haber ve öğrenmeye dayalı bilgi anlamındadır.  İlk dönemde fıkıh ve ilim aynı anlamda kullanılmışken Hicri 1. asrın sonlarından itibaren ilim sözcüğü rivayeti ifade için kullanılmıştır. Fıkhın, bilimsel bir disiplin hâline dönüşmeye başlaması, Ebû Hanîfe dönemine denk düşmektedir. Ebû Hanîfe'nin itikadi konuları ele alan eseri el-Fıkhu'l...

HULEFA-İ RAŞİDİN DÖNEMİ

                                               HULEFA-İ RAŞİDİN DÖNEMİ 1. Hz. Ebu Bekir ve Halifelik Dönemi 1.1. Hz. Ebu Bekir’in Halifelik Öncesi Hayatı   Hz. Ebû Bekir (r.a.), tam adı Abdullah b. Osman b. Âmir b. Amr b. Ka‘b b. Sa‘d b. Teym olan, Kureyş kabilesinin Teym oğulları koluna mensup bir şahsiyettir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, Hz. Peygamber’den yaklaşık iki yıl altı ay sonra doğduğu kabul edilir (yaklaşık M. 573). Lakabı: İslam’dan önce de dürüstlüğü ve sadakatiyle bilindiğinden “es-Sıddîk” lakabıyla anılmış, bu lakap Hz. Peygamber’in İsra ve Mirac hadisesini tasdik edişiyle perçinlenmiştir (Buhârî, Şehâdât, 9). Fiziksel ve karakter özellikleri: Beyaz tenli, ince yapılı, yumuşak huylu, fakat hak hususunda tavizsizdir. Mesleği: Tüccar olarak hem Mekke hem de çevre bölgelerde ticaret yapmış, dürüstlüğü sayesinde toplum...